Gönlümün dili ismini anmaktan yoruldu Duy sesini, özledim sevgilim sensiz olmuyor Gözlerim yollarda seni aramaktan yoruldu Çık karşıma, özledim sevgilim sensiz olmuyor Yokluğun duvar olup...
elmayı ikiye böldüler içinden kurt çıktığın gördüler ağacı lime lime dildiler böceğin halinden bildiler ferman padişahınsa dağlar bizimdir denildi dağların bağrı deşildi çözüldü mevsimlerin sırrı yaprak yaprak yedi kat yerin dibinden haber...
Bir akşamüstüdür şarabî Bahçeler ve dağlar üzre hükümran; Tam dünyayı dolaşmak saatindesin. Ay ışığı su içer birazdan. Kızarmış kalçalarını çanlar Alabildiğine vurur. Sen çocuk tulumunda Matbaa mürekkebi Rüsva olmuş ellerinin emeği, Manşetlerde kilometre kilometre...
Bir akşamüstüdür şarabî Bahçeler ve dağlar üzre hükümran; Tam dünyayı dolaşmak saatindesin. Ay ışığı su içer birazdan. Kızarmış kalçalarını çanlar Alabildiğine vurur. Sen çocuk tulumunda Matbaa mürekkebi Rüsva olmuş ellerinin emeği, Manşetlerde kilometre kilometre...
aşkın anaforuna çekilir yokluğun kırıklarını avuçlar yakamozun gözleri bohem notalara sürüklenir sembolist çalgılar savurur saçlarını vals çiçeği ölüm dansına tutunur ritim sesi yapışır katedral gövdesine koronun dilimde eskitme bir küf...
Kuyu suyu damlamış yüreğime be anne! Beklemek nasıl da zor yaşamayan bilemez Aşkın rengi karadır yüreğime ’de’ anne! Nazarı duvarları aşamayan bilemez ... İncitmeye kıyamam dediğin kızına bak Kendisini ateşe...
Bundan böyle her nefesim seninle Otur şöyle, seviyorum ben seni Bu sevdaya ben inlerken sen inle Konuş-söyle, seviyorum ben seni Hasretin ki,beni senden aldırmış Gözlerimi ufuklara daldırmış Duyguların yeri-göğü kaldırmış İşte böyle,...
Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir...
İş işten geçmeden,gel de söz dinle, Sen benim aşkımla baş edemezsin. Ben sarhoş gezerken senin derdinle, Sen kendi gönlünü hoş edemezsin. Gül sefa sürse de bülbül çilerken, Bin pişmen olmaz...
bir gardiyanın büyüttüğü çiçeğin buğusunda serpilen intiharlarımın darağaçlarını topluyorum kançanağında isyanı yoğuruyor uykularım kirli beyaz gölgeler uzuyor kuytuya sıkışmış gecenin dizlerinde yağmurda çırpınan serçe misali ak ayın ışığında aşk düşlerimin közüne isyanımı “k(atıp)” kavruluyorum külde sevişler yansıyor...
Gideceğim diyordun işte kapı açık bak. Bu aşkın güllerini dermeden gidiyorsun. Ne bir parça hatıra ne de adını bırak. Veda buseni bana vermeden gidiyorsun. Kan damlar bulutlardan gözyaşı niyetine, Ben...
bir gözyaşı şişesi olur herkesin doldukça boşaldığı bir kara delik bu yüzden geçtik suyun derininden kuyular yırtık ve zehirliydi annem diyorum asıl bir çiçeğin kuruntusudur ölümü kimseye yakıştıramayan ece baharı...
Âdem bu demden imiş Bu dem Âdemden imiş Âdemden evvel bu dem Hak bilir kimde imiş Lafzan ismi müsemma Manen ilmi muamma Ademden olmuş Havva İsa Meryem'dem imiş Bir deryada bir balık Var bilmez...
Ab-ı çeşmin göllerde sona da kaz da bir Süsen sümbül mor menevşe bülbül öter yaz da bir Vagıf dertten haberdardır Gevher?in kıymeti yok Kul Karani Kara Zülal Aşık...
farzet ki kurak bir tarlada siyahduvaklı meleğin ayininden düşen yeni doğmuş çocukkalbi buldun tütün rengi masalları sonlandırmışken sakalın sordum gözlerime göre gökyüzü var mı? doğum günükutlamadan öldürseler durmayarak kirpiklerinin ardına kurulmuş dünyanın soluğunda çabucak...
Meynûş eyleme sâki söyle mestâne kimdir Aşık mıdır maşuk mu hani rindâne kimdir Etsem rûh-i cismime sûze-i aşkımı nakş Yâr mı ağyâr mı dost mu aceb divâne kimdir Yok...
Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım . Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç' diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya...
Gönlündeki sevdadan sıkılmamalı insan Ebedîyen sevecek yâri arıyor yürek Özlem deryalarında beyhude çektim kürek Kullanıp attın yere hiç gözünü kırpmadan Rüya âlemi gibi dünyam vardı bambaşka Şimdi güzelim anlar oluyor...
Ne zamandır ertelediğim her acı, Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir - Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, Dost kalmak zorunda bana ve sizlere! Nilgün Marmara /boncuklarını asıyordu atlasın darağacına kuğularının...
alı al moru mor çiçekler daha evcilleşmemişti penceremizde takatsız rüzgar yeşildağları öperken kuytuluklarında limon sarısıydı aşk körpe toprakta menevişlenirken yağmurlarla gözbebeklerimiz daha apak daha çetrefil daha öte hüzünbazdı kuyularında düşbalıklarımız yüzerken eftelyaçiçeği yakamozlara...
Gösterişli bir güzellikti hançerinde acıtan yalnızlığı Aşk şarkılarında uyanan dürtülerinden Utanç duyardı... Masumiyetin satın alındığı hayatlardan Kavruk bir güneşin altında Mucize nefes alıyordu henüz.. Sürgüne gönderilen bedenlerin içinden Ruhun karanlığa göçüydü Bakire ölümler...
göğün perdelerini sıyırıp ateş yağmurları saldı bulutlar sokakbaşları ağlayan lambaların gözyaşıyla ıslandı bastığın yerlerde zakkum çiçekleri açtı bakarken ardından gözlerim çarmıha gerildi dönmedin rayiham renklerin kavgasında saçı başı yolundu pembenin aç...
O kimseyi kırmadı; doğru ve dürüst oldu Peygamber değilken de Muhammed’ül emindi! (s.a.v.) Herkesin güvendiği, saydığı bir üst oldu Rahmetin, merhametin toplandığı zemindi Peygamber değilken de Muhammed’ül emindi! Evde şefkatli...